Nevşehir 17.12.2012’de Acıgöl ilçesi Organize Sanayi Bölgesi’ndeki inşaatın enkazında 9 işçi kaldı. Kurtarma ekipleri, göçük altında kalan işçileri yaklaşık bir saat sonra kurtardı.

Göçük sonrası hastaneye kaldırılan 4 yaralıdan 1’i ise hayatını kaybetti.

Şimdi bu caminin neden bu kadar büyük olduğu ve statik projesinin yapılıp yapılmadığı, bir TUS’unun (Teknik Uygulama Sorumlusu) olup olmadığı. Daha kalıp çökmüşse, beton dökülünce ne olacağını. Dökülse donsa sonra içindekilerin ne olacağını soruyorum.

O ölen işçinin hayatının sorumluluğu kimde şimdi.

Sözde sıkı yapı denetçiliği vardı. Pekiyi vardır da. Ama camiler bundan muaf değil mi? Savcı kime soruşturma açacak. “Camide öldü diye şehit oldu” deyip geçecekler mi?

Şimdi biz Camigör! Ekibi olarak bu davayı takip etsek hatta biz de davacı olsak bize kızılır mı? Bize de tepki verirleri mi sorumlu olmayanlar.

Lütfen camilerinizi, mimara tasarlatınız, hatta gerekirse yarışma açınız. Sonra Statik, Mekanik ve Isıtma projelerini PARASI İLE profesyonel kişilere yaptırınız. Daha ucuza çıkar. Bir canın değerinden çok ucuzdur bu. Çok ucuz. Herkes işini sağlama alır. Sorumluluğunu bilir. Ona göre çalışır.

Yok! Olmazmış efendim. Neden? Belki mimar tam müslüman olmayabilirmiş! Ya statikçi tam inançlı değilse ne olacak? Tanıdık olmadan olmaz. Alnı secdeye değmeyen mimar cami tasarlayamazmış. 

Plan proje işi çok pahalıymış. Birine mahkum olunacağına kalfanın getirdiği fotokopi ile iş bitermiş. Gerek yokmuş yarışmaya mimara. Ya mimar ehli-müslim değilse? Eh bu kazada ölen işçiden daha mı pahalı olacaktı düzgün iş yaptırmak.

Şimdi nedir bu insan hayatından önemli olan. Açın Kur’an-ı Kerim’i bakın Allah’ın (c.c) verdiği hayatı, başkasının ihmali sonucu Allah’tan başkasının almasının cezası neymiş.

O ölen işçinin hakkını kim arayacak? Yaralıların mesela. Dernek mi?

Artık yeter.

Vallahi yeter.

blog comments powered by Disqus